20/7/2007 - karalamalar
karalamalar – ıı
sanmadın.
yaşadın.
“hayat bir mantar
gelecek gazoz kapağı.”
telörgüye koşan son insanın içsesinden arta kalan
en son sözleriydi bunlar.
zamanın mekana
mekanın zamana vidalandığı
yangınlara boğulmuş bu yeryüzü akşamında.
içinde bütün nehirlerin öldüğü o çocuk...
sanmadın
şişe ile mantar arasına sıkışıp kaldığını ömrün.
mantar zorlandı durdu.
yüklendin.
denedin.
başka bir boyuta aceleydin.
elzemdin.
yerinde dönenip duruyordun.
düşüyordun.
içinden geldiği gibi olmasa da
içinden geçenleri bir bir yaşadın.
atlanmış. ergeçilmiş hiçbirşeyin kalmadı mı.
yanıldın.
sürekli bir hücumdu duvara doğru attığın her adım.
mantar çürüyordu.
duvar duvara hücum hücuma ekleniyordu.
adımların sıklaşıyordu. kalp atışların daha bir.
bazen bir tuğla düşer gibi oluyordu.
sanmıyordun.
içine yeni bir duvar örülüyordu.
yıkılan her duvar başka bir duvarın sesi oluyordu.
mantar çürüyordu.
sanmadın
bir gazoz kapağının sadece gazoz ve kapaktan ibaret olduğunu.
gazoz ve kapak ayrılınca bitiyor muydu her şey.
belki de serüven yeni başlıyordu.
gazozun mu kapaktan kapağın mı gazozdan ayrılması zordu.
bu soruyu öyle bir sordun ki kendine.
anladın.
hep şişeymiş oysa terk eden.
gazoz ve kapak bir yana
şişe başka bir yana.
umutsuz bir aşktı bu.
böyle sürer dururdu.
gazoz ile kapak
şişe ile gazoz arasında.
şişenin her gece olmasa da birçok geceler
başka bir kapakla görüldüğü olduğu.
bu aşk daha çok şişe ile kapak arasında yaşanırdı.
işte arada bir de gazoz ile kapak arasında buna benzer
bir şeyler görülürdü.
birbirlerine değdikçe tenleri ısınırdı.
bu daha çok bir yolculukta olurdu.
ne yol uzun ne de yolculuk uzun sürerdi.
öyle uzun süren bir sevişme hiçbir zaman görülmezdi.
haz yaşanırdı. yoğundu.
doyuma ulaşmak ise zordu. imkansızdı.
zaten o kadar da ayrı dünyaların insanları olamazlardı.
ama aşk bitmezdi.
gazoz kapağın
kapak ta gazozun gözyaşlarına tahammül edebiliyordu.
sonra yollar ayrılırdı.
ve herkes başka bir yana
aşk ortada kalırdı.
yetim kalmazdı.
bakılırdı. görülmese de bakılırdı.
anladın.
bu aşk umutsuzdu. süreğendi.
üç koldan yaşanırdı.
“kimse kimsenin olmazdı”
aşk.yaşanırdı.
üç koldan üçüncüsü biraz uzakta kalırdı.
hayır seyirci değil.
ikisinin arasında sırılsıklamdı.
herkes başka bir yerde
başka biriyle buluşurdu.
zaman mekana mekan zamana engel değildi.
birgün biryerlerde başka bir buluşma olurdu.
işte sen.
bir sokak arasından geçip giderken
ve daha çok bir çıkmaz sokaktan çocukları görürdün.
ve çocukların ellerinde taşlarla ezerek dümdüz ettikleri gazoz kapaklarını.
gelecek iplere dizilmiş halde çocukların ellerindeydi işte.
şaşırmaz mıydın.
onunla oynardı çocuklar.
oyuncaktı o.
gelecek bir oyuncaktı.
anladın.
bu gazozlar. bu kapaklar. bu şişeler. bu mantarlar
hepsi de bir oyuncakmış.
onlarla senin bu kadar sıkı fıkı olmanda kendi iç sesinde
süregiden bir oyunmuş.
bu oyunda aşk hep ortada kalırmış.
yetim kalmazmış.
yaşanıp gidermiş.
yaşatılıp gidermiş.
bakılırmış. görülmese de bakılırmış.
aşk üç koldan biri gibi sokakta kalırmış.
ve bir tarihte
ve bir sokakta
ve bir delik deşik
ve bir son
işte o çocukların ellerinde görülmüş
anladın.
her şey bir oyuncakmış.
her şey bir oyun.
sanmadın.
yaşadın.
hayat bir mantar.
gelecek. gazoz kapağı gibi de değil. yanıldın.
1994 istanbul
|