23/7/2009 - ece ayahn ve sivil bir melahat günü
ÇANAKKALELİ MELAHAT GÜNÜ Melahat Geçilmez, Hepimiz Piçiz, Yort Savul, Ece Ölmedi Cehennette Yaşıyor, Dikkat Ece Çıkabilir... Dur Yolcu! Çanakale’nin Yalova köyünde Ece Ayhan adlı bir şair yatmakta! Ece Ayhan’ın artık çok özel bir mezarı var. Anıt Mezar diyemiyeceğiz çünkü “anıt’ gibi sözcükler Ece’ye yakışmaz. Mezar düzenlemesini yapan Mülkiyeliler Birliği de bu aykırı mezunları için devrimci bir pankart uygun görmüş zaten: Mülksüz Mülkiyeli Ece Ayhan Gururumuzdur. Bu mezar düzenlemesini, Ece’nin ‘Meçhul Öğrenci Anıtı’ şiirinden esinlenerek tasarımı yapan Fergül Yücel’i, Ece için sokakta gerçekleştirilen başarılı etkinliklerin dinamosu ‘Sokak Buluşmaları’ inisiyatifini ve Çanakkale’de Ece’yi geçilmez kılan Bandista grubunu lütfen Hazreti Google’a sorunuz. Bendeniz bu naçizane köşemdeki sınırlı alanımı daha çok bu güzel etkinlikte yer almış olmaktan gelen sevincime ve oralarda kanatlanan ruhumun bana verdiği esinlere ayırmak istiyorum. Geçen hafta sonu güzel bir raslantı sonucu kendimi Ece için Çanakkale sokaklarında yapılan yürüyüşte yumruklar havada ‘Melahat Geçilmez, Hepimiz Piçiz, Yort Savul, Ece Ölmedi Cehennette Yaşıyor, Dikkat Ece Çıkabilir’ vb. sloganların atıldığı muhteşem bir etkinlikte buldum. Çanakkale sokaklarında gençlerle coşan anarşist ruhum toplantının daha akademik kısmı için ayarlanan nikah salonuna sığmadı. ‘Ece buralara yakışmaz’ diyen bir gencin ardından ayaklananlarla kendimi tekrar sokaklara attım. Ece Ayhan adına Mülkiyeliler bir ödül de düşünmüşler ama bu yıl hayata geçirememişler. Bence hiç geçirmesinler, Ece başka türlü anılmalı çünkü... Nikah salonunu terk etmeden önce de söyledim. Ece’ye daha sivil etkinlikler yaraşır. James Joyce için yapılan ‘Bloomsday’ benzeri bir ‘Melahat günü’ olmalı örneğin. Bloomsday diye hep duyardım. Ne olduğunu bilmiyordum. 16 Haziran 2000’de ‘Edebiyat Ekspresi’ne (Literaturexpress 2000) katılan yüz Avrupalı yazarla ziyaret ettiğimiz Avrupa parlamentosunda parlamenterler bizi bir James Joyce şapkası ve Bloomsday kutlaması ile karşılamışlardı. Ben bilmeyenler için kısaca özetleyeyim: Bloomsday her yıl 16 Haziran’da Dublin ve başka yerlerde James Joyce için ve romanı Ulysses’deki olayları canlandırmak üzere etkinlikler yapılan bir gün. Adını Ulysses’in kahramanı Leopold Bloom’dan alıyor. 16 Haziran Joyce’un karısı Nora ile ilk çıktığı gün. Bu yüzden de şair yazar camiasının bir çeşit ‘Sevgililer Günü’ sayılmış. Sylvia Plath ve Ted Hughes da bu günde evlenmiş örneğin. Pek hayır getirmemiş olsa bile. Hafta sonu Çanakkale’de Melahat ve karanlığı süpüren Kel Hasan’ın öncülük ettiği gençler, Ece’nin ruhuna uygun bu ‘mezar kutlaması’na yaratıcılıklarını ve renklerini getirdi. Ece Ayhan şiirleri her yerdeydi. Sokaklarda, feribotta, duvar yazılamalarında... Mezarlıktaki tören Mülkiyelilerin büyük emeği ve gençlerin duygulu coşkusuyla buluşunca bir şenliğe dönüştü. Konuşmaların ardından bir genç kız çocuklukta hep ütüldüğünü anlattığı bilyelerini Ece’ye hediye etmek istediğini söyleyip mezarın üzerine koyunca ben de dayanamayıp uğurböcekli bileziğimi Ece’ye armağan ettim. Uğurböcekleri şairlerin simgesidir bence. Küçücüktürler, istese herkes onları ezebilir ama ezmezler çünkü uğurböceğinin bir anlatısı ve büyüsü vardır. Güzeliğiyle güvenliğini sağlar. Çanakkale sokaklarında gençlerle birlikte Ece Ayhan dizeleriyle slogan atarken öyle heyecanlanmışım ki pek çok hayal kurdum sokaklar üstüne. Bu gençler hep sokaklara çıksalar. Örneğin bir sabah uyansak ve gazeteler ve televizyonlar şöyle bir haber verse: ‘ Bugün Türkiye’nin dört bir yanındaki Kenan Evren caddelerinin tabelaları gençler tarafından indirildi ve yerlerine ‘Erdal Eren caddesi’ yazılı tabelalar asıldı. Polisin uzun süre kovaladığı bir grup genç bir parkta kafa çekip Can Yücel ve Ece Ayhan şiirleri okurken bulundu.’ Aynı gün BirGün gazetesinde şöyle bir haber vardır: ‘Katilin Yüzleşme Anı: 1980 darbesi sırasında pek çok gencin idamına, işkencelerde ölümüne, hapislerde sürünmesine neden olan emekli diktatör Kenan Evren, sabah kalkınca büyük bir sürprizle karşılaştı. Bahçesindeki ağacın her yanına işkencelerde ölen gençlerin fotoğrafları asılmıştı. Ağacın ortasında yağlı bir urgan sallanmaktaydı’. İşte o gün günlerden ‘Melahat günü’ dür.
NEŞE YAŞIN
Birgün Gazetesi
|