
Bir Şiirin Son Dizesi
burada sabah akşam donmuş bir denizi taşlıyoruz
taşladıkça taşıyor deniz
çocuklar oyunda hile yapan arkadaşlarına
ceza olarak bir parça bu denizden veriyorlar
akasyalar ve barbunlar bir arada…
ortaçağ anlatıları satıyor uzun yol şoförleri
mola yerlerinde...
durup ay'a bakıyor kediler ve köpekler
dolunay akşamları…
mardinli bir gece istiyor aşıklar haftaiçleri
ve haftasonları italyan rönesansı hakkında konuşuyorlar
mahalle bakkalı yaşlı adam boyuna bir ağacı yontuyor
biz anlıyoruz ki aşk soyunan bir şehirdir
susuyoruz ve balkanlar ve ötelerinde yazılmış
bir şiiri söylüyoruz ege ağzıyla…
kadınlar geçen kıştan,
kardan sözediyor şiirin sonunda
biz anlıyoruz ki erimek eski bir şiirin son dizesidir
atları içeri çekiyorum ve üstünü onlarla örtüyorum
şimdi daha serin terliyorsun
bu iyi bir mevsim gibi geliyor sana
ben dolu vurmuş bir tarlada üstüm başım ay
bir filmde oynuyorum...seninle tanışmamışız daha!..
( kalçalarını istiyorum
denizi geçmek
için....)
(Aşkın ve Suların Öğleni’nden)
doğan ergül
bindokuzyüzotuzaltı ispanyol devrimi ve direnişçi öznelliğin şiiri
federico garcia lorca'ya
yoldaşlarına..
"biz yeni bir dünyayı burada, kalbimizde taşıyoruz.
bu dünya şu an büyüyor"
durruti
‘' mühimmat deposundan çalınan güneş
bir temmuz yapılmaya götürülmüş
dağlarda .evet dağlarda ,,
turgut uyar
‘' ay kuşatıldı
sevgilim öldü,,
ispanyol halk şiiri
aurası yitmeyen iki devrim arasındaki en kısa yol ve imkansızın poetikası..
çoktan tarihin kanlı ve solgun sayfalarında yerlerini almış bulunan öyle anlar öyle olaylar öyle durumlar vardır ki. belki de dünyanın akışını tümden değiştirdiği ve ya değiştirebilecekken kesintiye uğrayan bu anlar olaylar ve durumlar öyle izler bırakırlar ki.iktidarlarının meşruiyetini sağlamak adına her şeyin içinin boşaltılarak bir tüketim nesnesi haline getirildiği hafızaların hızla silinerek tüm gezegenin bir unutma kampına dönüştürüldüğü neo liberal düzende bile bir yerlerde hala bir şeyler kıpırdanır..kıpırtılar sese nefese dönüşür.izler..kazınmaz izleri sesin..
dünya devrimler tarihinde iki kısa iki bastırılmış iki devrim vardır ki her şeye rağmen ütopyanın gerçekleştiği iki yer olarak da bilinir.1871 paris komünü ve 1936 ispanyol devrimi.işte bu iki devrim ömürleri kısa olsa da bıraktığı izler sanat edebiyat tarihinde şiirden sinemaya diğer tüm disiplinlerde yer alanların yönelimini insana ve hayata bakışını her daim etkilemiş etkileyebilmiştir.ki bu yönüyle de halen aurasını koruyabilmiş koruyabilmektedir..
iki devrimin de kendi sanatını ve edebiyatını oluşturma koşulları birbirine benzemektedir.her şey devrim içinde oluşmaktadır.sanat ve devrim iç içedir.sanatçı edebiyatçı aydın devrim içinde kimlik bulabilmiştir.ki onların cephede savaşan diğer devrimcilerden hiçbir ayrıcalıkları bulunmamaktadır.
böyle bir durumda şiire düşen ne mi olmuştur.iktidar karşıtı duruşuyla devrim içinde şiir .şiir içinde devrim olabilmek..paris komünü ve ispanya anarşist devrimi kendi şiirini ve kendi şairlerini oluştururken dünyaya ve tarihe devrim içinden bakarak kendi poetikasını da oluşturabilmiştir.çünkü şiir o zamanlar taraftı.çünkü bir tarafı olanların bir tarafta duranların politikası ve poetikası olabilirdi ancak.öyle de oldu..direnişçi öznelliğin .imkansız durumların . imkansızın poetikası..
bin dokuz yüz otuz altı yazıdır ve ay kuşatılmıştır..
atlının şarkısı
ay kocaman, at kara
torbamda zeytin kara.
bilirim ya yolları
varamam cordoba'ya.,,
ovasından, yelinden
kara at, kırmızı ay.
ölüm gözlüyor beni
cordoba surlarında.
ah benim yiğit atım!
ah ne uzunmuş yol da!
ah ölüm bekler beni
varmadan cordoba'ya!
cordoba.
uzak, yalnız.
federico garcia lorca
1936 yazıdır.temmuzdur.ve lorca da içlerindedir.halkın oylarıyla faşist yönetim devrilir halk cephesi hükümeti kurulur .topraklar işgal edilir.direnişçilerin doğrudan eylemiyle cezaevleri boşaltılır.tutsaklar özgürleştirilir. ülke genelinde grevler yaygınlaşır.fabrikalar tarlarlalar tüm mülkiyet kamulaştırılmıştır.işte bu bir devrimin ayak sesleridir.
ancak franko faşizmi boş durmaz .alman ve italyan faşizminin de desteğiyle halka ve muhaliflere karşı katliamlara başlar.
ay kocaman at karadır.devrimin yolları ise sarp ve dolambaçlıdır.ufuktadır.ki uzak mı uzaktır.yalnızdır.bilinse de yolları ölüm kestirmeden dolanır.surlarında cordoba'nın ...ay..
1936 yazıdır.ay kuşatılmıştır.aylardan ağustos ve lorca 38 yaşında ispanya ‘nın granada kentinde franko'nun askerleri tarafından boğa güreşçisi iki anarşistle birlikte kurşuna dizilir..
devrimin direnişin ve direnişçi öznelliğin şiirini yazan lorca ve şiiri sonsuza kadar ölümsüzleşir.
bakın şu sözler lorca ya ait.." bu dünyada her daim hiç bir şeyi olmayanların yanında olacağım;kendilerinden o hiç bir şeye sahip olmamanın huzuru bile esirgenen insanların yanında,,şiir hiç bir şeye sahip olmayanların çırılçıplak olanların dilidir belki de.hiç bir şeye sahip olmamanın huzuru bile esirgenenler.varlıklarına dahi tahammül edilmeyenler.aldıkları her nefeste can çekişenler ve iki nefes arası yaşayanlar .sürekli bir yerden bir yere sürgünler .yersizler yurtsuzlar kağıtsızlar ..şiir en çok da onların sesi değil midir..
lorca ‘nın tercihi çoktan bellidir.lorca'nın tercihi şiirin tercihidir.ki 38 yılla sınırlı kısacık ömründe şiir ile devrimi birbirine en çok yaklaştırmasıyla ispanyol devrimin en önemli simgelerinden biridir.
hoşça kalın ölürsemaçık bırakın balkonu.