sabahattin umutlu

25/5/2008 - bir direniş hafızası olarak ece ayhan şiiri..

Kategori: DENEMELER

   bir direniÅŸ hafızası olarak tarih ve ece ayhan ÅŸiiri
                                                 
                                                                                                 
                                                                                     uÄŸur kaymaz’a 
                                         ‘’ 1. Perşömen kağıtlar okunduÄŸunda, kıvrıktırlar; ÅŸiirin ve
                                            2. kadavranın içi açılmamıştır, insan insanın hiç.,,
                                                                              (  ÅŸiir ve kadavra .çok eski adıyladır)
                                                                
                              ‘’ anlatılmaz bir kılıçtır kuÅŸanmış taşırım belimde kara duygululuk,,
                                                                                 (kılıç.yort savul)
                                                                                                          ece ayhan
.                                                                                                                                                                                                                                                                            


                 evet ama yeniden ve  yeniden :
                     
ece ayhan dan ve ece ayhan ÅŸiirinden söz açılınca içinde bulunduÄŸumuz zamanın mekanın ötesinde  karşı bir tarih yazımı da baÅŸlar.
iÅŸte size  “çok eski adıyladır,, adlı  kitabının –ki ona göre en  sıkı kitabıdır-arkasında tarihe bakışına iliÅŸkin  söyledikleri : “ tarihe bakışım?... ancak tarihtir ki yeniden ve yeniden yazılabilir.,,
tüm iktidarlar kendi meÅŸruiyetlerini ve sürekliliklerini saÄŸlamak için   önce hafızaları silmekle iÅŸe koyulurlar.silinen her hafıza iktidarın dahili hattında cereyan eden gerilimin çatışmanın yatışması adına süren tahakkümün daha da güçlenerek sürmesinden baÅŸka ne anlama gelir ki...iÅŸte bu yüzden bir direniÅŸ hafızası oluÅŸturma adına  tarih yeniden ve yeniden yazılmalıdır.
gündüz gözüyle deÄŸil  gece gözüyle karaşınların gözüyle karaşın bir tarih adına bir direniÅŸ hafızası oluÅŸturmakta bunun için ısrar eder ece ayhan.ısrarında  inadında yalnız da deÄŸildir ve  etik bir tercihle yapmaktadır tüm bu yapıp ettiklerini.
yine ece’nin deyimiyle söylersek  direniÅŸin hafızası  oluÅŸturulurken etik tercihlerin toplamı olarak iktidarların karşısında duranlara mülksüzlere ve her daim yoksul ve yoksun olanlara iktidarla yaralanmışlara karaşınlara deÄŸgin bir etik de oluÅŸmaktadır.karaşınların etiÄŸi…isyan etiÄŸi… 

evet ama kara duygululuk  kara vicdan :

tüm iktidarların  karaşınlara deÄŸgin ve karaşınlara raÄŸmen tarihi yazan sarışın tarihçilerin tüm toplumu bir kötülük toplumu ve kötülük dayanışması olarak görenlerin karşısında haklılığın inadıyla ısrar ederek ve direnerek dışlanmışların ,mülksüzlerin ,sürekli kaybedenlerin,kurÅŸuna dizilenlerin ,idam edilenlerin, yakılanların yanında çağının vicdanı deÄŸil kara vicdanı olabilmek . iÅŸte bunu yapabilen birkaç aydından biri olarak ece ayhan…
burada bir duruma deÄŸinmeden olmaz.öyle bilinir ki öyledir de. aydın çağının vicdanıdır.ancak vicdan da artık küreseldir.ve öyle biçimlenmektedir.vicdana sığan ve sığmayan durumlar da vardır.vicdan sahiplerinin iradelerinin  tamamen dışında durumlar.es geçilen üstü çizilen, iktidar tarafından baÅŸtan ne yapılırsa yapılsın iflah olmayan kötü olarak addedilen tarihin kör noktasında kalan ve dile gelmeyen durumlar .dile getirilmeye çalışılsa da  karşılığı tam olarak o olmayan durumlar …
iÅŸte bu durumlar kara vicdan ile karşılanabilecek algılanabilecek açıklanabilecek  durumlardır.gündüz gözüyle deÄŸil gece gözüyle görülebilen durumlar.bu türden durumların da bir hafızası olmalıdır.aydın bu türden durumların  vicdanı deÄŸil kara vicdanı olmalıdır.
bir direniÅŸ hafızası olarak kara vicdanın sesi olmalıdır.bu da ancak etik bir tercih ile mümkündür.isyan etiÄŸiyle direniÅŸin hafızasını oluÅŸturmakla.kara duygululukla..  
 kara vicdan kavramını nietzsche den ödünç alıyoruz.ahlakın  soykütüğü kitabında deÄŸerlerin tersyüz edilerek yeniden deÄŸerlendirilmesi durumuyla ilgili olarak kullanır  kara vicdan kavramını.ahlakın iyinin kötünün normalliÄŸin deliliÄŸin suç ve cezanın temelinde modern dünyanın çıkmazı bulunmaktadır nıetzsche’ye göre.bize ahlaki deÄŸerler diye sunulan ve dayatılan  tüm deÄŸerler köle ahlakıyla ilgilidir.köle ahlakına tabi olmak ve buna karşı direnmek ve bu direniÅŸin isyanın  etiÄŸini oluÅŸturmak .etiklerin çarpıştığı yerden.bu da bir tercih.
iktidardan yaralanmışların  tüm zamanlarda her yönden kıstırılmışlığının çıkışsızlığının  ifadesi olarak ellerinde kalan ve kendilerine doÄŸrulttukları tek silah olarak kara vicdan.iÅŸte buralardan bir direniÅŸ etiÄŸi ve direniÅŸ hafızası oluÅŸturmak çabasındadır ece ayhan.
ece ayhan  ÅŸiirinde geçen kara duygululuk- ise kara vicdanla elbet iliÅŸkilidir .ki melankoli olarak da geçer sözlüklerde oysa ece ayhan ın meramını tam olarak karşılamaz ve yerine kara duygululuÄŸun  kullanılması tercih edilmiÅŸtir-ÅŸiirine giren öznelerin durumu tam da ancak ve ancak kara vicdan ile ve kara duygululukla algılanabilir.sürekli kaybedenler ,uçurumun kıyısında yaÅŸayanlar es geçilen ve üstü çizilen kiÅŸilerdir ece ayhan ÅŸiirinin özneleri.hatta öznelikleri  bile tartışmalı olanlardır.  
bilinir ki bilindiktir iyilikten doÄŸduÄŸu marazın .kötülük ise iyiliÄŸe giden yolda iyilik adına estetize edilen iÄŸrenç emellerin tarihidir.ki iktidarın arka bahçesinde iÅŸlenen  estetize cinayetlerin bir toplamı olarak tarih ...
insanın yarısı kötülüktür der ece ayhan ve ekler ’’kötülüğü görmezsen hiçbir ÅŸey yapamazsın.kötülüğü kurcalamazsan hiçbir ÅŸey yapamazsın ne resim yapabilirsin ne felsefe,,(ayıptır söylemesi rimbaud.ahmet soysal ile söyleÅŸi.aynalı denemeler)    
görülmesi kurcalanması gerektir  kötülüğün ki insanın halleri bilinebilsin.daha iyi daha açık ve çırılçıplak algılanabilsin.sanat ve edebiyat ve ÅŸiir bunları yapmalı ki bir direniÅŸin hafızası olabilsin.bir direniÅŸin hafızası oluÅŸturulabilsin.karanlıkta kalır yoksa vakanüvistlerin ısrarla  görmezlikten geldikleri gerçek.ve es geçilen durumlar..peki hangi gözle…ve bu yeterli mi..peki insanın içi açılmış mıdır.ya ÅŸiirin..hiç…

evet ama gece gözüyle  :

gündüz gözüyle örülür gece ve  kötülüğü gizler.oysa süreklidir kötülük.tüm zamanları aÅŸar.iÅŸte bu yüzden kötülüğü vaktinde gece gözüyle görebilmek önemlidir..iÅŸte ece ayhan ÅŸiirinin  sarışın tarihçilerin yazdığı tarihin karşısında karaşınlardan yana bir direniÅŸ hafızası oluÅŸturması bundandır.
direniÅŸin hafızası ise gündüz gözüyle deÄŸil gece gözüyle ve tüm kötülüğün gözlerine aynı ÅŸiddetle ve aynı cesaretle dimdik ayakta durarak ve öylece bakarak oluÅŸturulabilir. burada ÅŸimdinin neo liberallerinden eskinin liberteri gündüz vassaf ‘ın  bir zamanlar birikim dergisinde yayımlanan gündüz faÅŸizm gece özgürlük yazısına selam vermeden olmaz elbet.
tüm iktidarlar gece işledikleri cinayetleri gündüz temize çekerler. bu işlemi yaparken kullandıkları araç ise medyadır.
cinayeti,kanı,kiri ve gizi itinayla ve tüm etik yoksunluÄŸuyla  sterilize  eden aygıt..belki de en çok vicdanlı olunması gereken yerde vicdanın teklediÄŸi dilinin sürçtüğü aygıt..burada ecenin son yıllarında  yazdığı gazeteler..özgür gündem aydınlık ve ekspres  gazeteleri ki özgür gündemi anmalıyız ki iktidara karşı duruÅŸundan dolayı her  daim bombalanmakta kapatılmakta ve yasaklanmaktadır.

evet ama karaşınların etiğiyle :
 
ece ayhan ‘ın  karaşınlardan yana bir tarih bir  direniÅŸ hafızası ve bir etik oluÅŸturma çabası ise tüm ÅŸiirlerinde yazılarında günlüklerinde  söyleÅŸilerinde  açıkça görülebilmektedir.bu çabanın bu karaşın bakışın adı bazen sivillik ,çırılçıplaklık,marjinallik,başı bozukluk ,atonallik ,kara duygululuk ve ren düşüncesi baba düşünce-‘’evet, bir ÅŸiirde dizgi yanlışı olabilir ama baba düşüncede? asla,,- olarak çıkar karşımıza.
iktidarın ideolojisi  ve resmi tarih ile ÅŸiir ve edebiyatın iliÅŸkisine baktığımızda da görülebilmektedir ki görülür ece ayhan ve hatta ikinci yeni içerisinde yer alan ÅŸairlerin ÅŸiirlerinde bu günün yükselen deÄŸeri olan milliyetçi hezeyan söylemine rastlayamayız asla .atatürk ve  kahramanlık ÅŸiirleri de yazmamıştır hiçbiri.ÅŸairin tarihe topluma insana bakışındaki etik tercihiyle açıklanabilir bir durum deÄŸil de nedir bu..
 milliyetçi söyleminden ve statükoyla iliÅŸkisinden dolayı en çok hışmına uÄŸrayanlardan biri de fazıl hüsnü daÄŸlarcadır.ki ‘’memnunuz cihandan ve hükümetten dizeleri ,,sıklıkla yüzüne vurulmuÅŸtur daÄŸlarca ‘nın.bir devlet ÅŸairi mertebesine de  layık görülmüştür.
sadece daÄŸlarca deÄŸil bu günkü neoliberal  dalganın etkisinde edebiyatımızda postmodern gericiliÄŸin mimarı zaman gazetesi yazarlarından hilmi yavuz  ise ‘belediye ÅŸairi, ünvanıyla anılmıştır.anılmaktadır.
ece ayhan  konuÅŸmalarında söyleÅŸilerinde sıklıkla  adı geçen  mülkiyetle iliÅŸkisi  ve ÅŸiiriyle ‘’sıkı ve sivil ÅŸair,, olarak nitelendirilen ismet özel 1992 sivas katliamındaki faÅŸizan  tavrından dolayı da ‘’sırp ÅŸairi olarak,,karaşın tarihteki yerini almıştır..
ki o bir zamanlar sivil devrimci ÅŸiirlerin yazarı ismet özeldir.sonradan İslami kimliÄŸi tercih etmiÅŸ ve müslüman ÅŸair olmuÅŸtur. bu gün ise türklük ,türkçülük temeline oturtmaya çalıştığı düşünceleriyle edebiyatımızda ırkçı ve faÅŸist dalganın temsilcisi olarak hafızalarımızdaki yerini almış bulunmaktadır.     
ve nazım hikmet. o da  payını almıştır ece ayhan ‘ın ideoloji kırıcı karaşın bakışından.yazdıklarıyla ÅŸiire getirdiÄŸi yeniliklerle bir devrimci ancak iktidar ile iliÅŸkisi bakımından bir kemalist olarak görülmüştür.nazım hikmet’in ülkesinden dilinden koparılması ÅŸiirini de olumsuz etkilemiÅŸtir ece ayhan a göre.yazdığı son ÅŸiirleri ülke dışında yazdıkları ÅŸiir  toplamı ve poetikası içinde daha geri bir noktada deÄŸerlendirilmiÅŸtir…
nazım hikmet ÅŸiire getirdikleriyle  bir put kırıcı ve devrimcidir marksisttir elbet .ancak ideolojisindeki kemalist etkiyi görmezlikten gelemeyiz.bu durum bu gün bile nazım hikmet’i ve ÅŸiirini  tartışırken  deÅŸilip  aşılması gereken  bir soru olarak durmaktadır karşımızda.hala.
bu soru gündemimizde yerini alırken bu gün edebiyatı devletin ideolojisinden ayrıştırmanın yerine  edebiyatın ve edebiyatçının  ideoloji kırıcı yönü görmezlikten gelinerek  kemalizm  ve milliyetçilik  adı altında  türk olmak ve  türklük mitine de  yaslanarak kendi dışında kalana  ötekine tahammülü olmayan ve giderek ırkçılığa varan faÅŸizan bir dalgayla karşı karşıyayız.bizi ayrıştırma noktasına getiren ve mücadele etmemiz gereken   bir durum da bu..ki bu durum da bir etik yoksunluÄŸuyla ilgilidir…            
günümüzde edebiyat alanında ve her alanda yaÅŸanan zemin kaymasından   ayrı düşünemeyiz bu etik yoksunluÄŸunu. neo liberal dalganın, gizli veya açıktan geliÅŸen postmodern gericiliÄŸin  etkisiyle edebiyatın  tekelleÅŸmesine yol açan  durum… etik yoksunluÄŸu da deÄŸil de eklemsiz omurgasız bir duruÅŸsuzlukla iktidarın  etiÄŸine eklemlenme durumu…bu mevzu derin ve baÅŸka bir yazı konusu..
buradaki okuma da karaşın bir ece ayhan okuması   kötülük dayanışmasına karşı haklılığın inadına bir çaÄŸrı niteliÄŸindedir.ÅŸairin iktidar karşısındaki konumunu ve tüm çıplaklığıyla ele vermekle kalmaz karaşın bir tarihin hafızasına oluÅŸturma adına eklenen yeni sayfalardır da ..     
ece ayhan ın hafıza oluÅŸturma çabalarına  dönelim biz yine.aynalı demeler kitabında  cemal süreya ile söyleÅŸisinde aydınlar ve hafıza iliÅŸkisinden söz eder’’bakıyorum ÅŸimdi tanzimattan yani 1839 dan önceki yılları.o günler pek bilinmez.yakın geçmiÅŸ dahi dipsiz bir kuyuya düşürülmüş gibi.sanki bu insan topluluÄŸunun belleÄŸi yok !(ne demiÅŸtir 1950 ile 1960 arasındaki dönemde?hafıza-i beÅŸer nisyan ile malüldür!)
bellek denilen ÅŸey ancak bin yıl sonra 1965 ‘te biraz İstanbul’ da bentler’de yeni osmanlılar cemiyetiyle ortalığa çıkar.nNamık kemal bir ada sürgününden İstanbul a dönüyor.güvertededir.vapur tophaneye yanaÅŸmaktadır.rıhtımda bekleÅŸen bir kalabalık var.namık kemal sevinir,’’duymuÅŸlar demek ki sürgünden geldiÄŸimi ,beni karşılıyorlar,,.oysa namık kemal vapur merdivenlerinden rıhtıma inerken orada bekleÅŸenlerden biri yanındakine sorar: ‘’ kim bu sakallı ?,,Namık kemal iÅŸte buna çok üzülmüştür.yeni osmanlılar ‘’küçük de olsa biz bir kamuoyu yarattık ,, derler ya.,,( aynalı denemeler.s.62)       
ece ayhan ‘ın hafıza oluÅŸturma çabası tüm tarihsel süreçlere iliÅŸkindir.tarihte cereyan eden ancak remi tarihin es geçtiÄŸi olaylar durumlar yakın  dönem ve uzak dönem olarak deÄŸil de aynı anda art ve ve eÅŸsüremli olarak  tüm disiplinlerle baÄŸlantı içinde - günümüz moda deyimiyle multidisipliner ama daha ötede- atonal (bakışımsız) ve dissonance (kakışım )  kaotik  döngüselliÄŸiyle tam bir  kara duygululukla ele alınır.iÅŸlenir. 
tarih yazımı tarih için bir hafıza oluÅŸtururken  sadece   tarihe baÄŸlı kalınmaz cereyan eden olayın  durumun öznelerin tüm yaÅŸantıları ve tarihsel politik ekonomik sosyolojik sanatsal kültürel hatta psikanalitik   ve etik  özellikle  etik tüm çaÄŸrışımlarıyla  bir deÄŸerlendirme süzgecinden geçirilir.tüm bu iÅŸlemler sırasında  etikçi titizliÄŸiyle elinden neÅŸterini hiç eksik etmez ece ayhan..
ece ayhan ve tarih iliÅŸkisinden  söz ederken burada bu sorunsalı tüm ayrıntılarıyla irdeleyen deÄŸerli ve sıkı bir çalışmadan   ahmet orhan’ın henüz yayımlanmamış ‘’ece ayhan ve tarih yaklaşımı,,adlı yüksek lisans tezinden unutmadan ve ısrarla  bahsetmeliyiz.bu çalışmasında ahmet orhan ece ayhan’ın  tarih yaklaşımını ÅŸiirlerinden ve söyleÅŸilerinden de yararlanarak tüm ayrıntılarıyla ve karaşın bir bakışla deÄŸerlendirmiÅŸtir.
tarihte hep isyancıların kazanmasını istemiÅŸtir. sarışınların yazdığı  resmi tarihte adına rastlanmayan karaşınların.aynalı denmeler kitabında’’ düşünce tarihimizde yok ya düşünce tarihimiz bir memurlar dalaşıdır aslında ,, diyerek  baÅŸka bir tarihin hafızası oluÅŸturmaktan bahseder.yine sivil denemeler kara adlı kitabında yer lan esas duruÅŸ mülkün temelidir adlı söyleÅŸisinde verdiÄŸi yanıtlardan birinde bu durumu daha çarpıcı ve tüm açıklığıyla  dile getirir.’’ Yeni -eskiciler de dolaşırken ‘’bütün osmanlı (ve ortadoÄŸu)  tarihçileri sarışındır!,,der idim.karaşınlara inat!
(evet onu da göze alıyorum :bütün handikaplarına ve çekiÅŸtirilen risklerine karşın,bizim kendi tarihimizde KEÅžKE kabakçı mustafal’ar ,patrona halill’ler,ali suavi’ ler ..kestirmeden ,’’BAÅžIBOZUKLAR kazansaydı,,diyorum ÅŸimdi de.tabbi zaman zaman .ki onlar hiç deÄŸilse devlet memuru deÄŸillerdi ,hepsi sivil!;, 
belki de ece keÅŸke kazansalardı …dediÄŸi ve sürekli kaybeden isyancıların yanında ama kazansalardı onların da karşısında olacaktı tüm iktidarlara karşı oluÅŸuyla..liberterliÄŸiyle..
ece ayhan ın söyleÅŸilerinde sıklıkla ‘’ benim bu çıfıt çarşısı belleÄŸim,, dediÄŸi yerlerde bakın neler gizlidir.neleri biriktirmiÅŸ ve  neleri nasıl sığdırabilmiÅŸtir karaşınların oluÅŸturma adına bu çıfıt çarşısına..
söyleÅŸilerinde ‘’halklığın inadına,, yaptığı vurgularla  yaÅŸamlarındaki tekil duruÅŸlarıyla düşünceleri için ödedikleri bedellerle ve sivil direnişçi kimlikleriyle öne çıkan aydınlardan sanatçılardan öznelerden söz eder.
doÄŸu anadolu ‘nun düzeni adlı doktora tezinde ayrı bir dili konuÅŸan kürt halkından bahsettÄŸi düşüncelerinden  uzun yıllar hapis yatan  onurlu yaÅŸamıyla ve direnişçi kimliÄŸiyle baÅŸta ismail beÅŸikçi.beÅŸir fuad.nesimi .hallacı mansur, ÅŸeyh galib,resneli niyazi ,çanakkaleli melahat,rosa eskenazi,kantocu peruz,denizkızı eftelya, atatürk’ün sevgilsi fikriye,   sait faik,idris küçük ömer,ÅŸerif mardin,cihat burak,nilgün marmara.hal ve gidiÅŸ sıfır adlı kara filmin anarÅŸist yönetmeni jean vigo,rimbaud ,sivil ÅŸiiri kavramını ödünç aldığı passolini ,vb…
ismail beÅŸikçiye iliÅŸlin bir not : ‘’ismail beÅŸikçi uzun süren hapis yıllarından sonra çıktığında gazeteciler ona  çeÅŸitli sorular yöneltmiÅŸler.beÅŸikçi de bunları yanıtlarken içeri alınma nedeni olan görüşlerini yinelemiÅŸ.avukatı konuÅŸmasını istemediÄŸi için onu  koluna girerek götürmek istemiÅŸ ama beÅŸikçi konuÅŸmasına devam etmiÅŸ.iÅŸte burada avukat haklıdır belki, ama beÅŸikçi yüzde yüz haklıdır,, ( sivil denemeler kara s:64)        
     
burada haklılığın inadına tanık olmaktayız.ve bir direniÅŸ hafızası oluÅŸturmanın  nasıl kayda geçirildiÄŸine de..
yine aynı kitaptaki aynı söyleÅŸiden bir dipnot meçhul öğrenci anıtı ÅŸirinde geçen ‘’ devlet dersinde öldürülmüştür,, dizesiyle ilgili.’’ devlet mimarlık ve mühendislik akademisinde bir zamanların öğrenci liderlerinden olan battal mehetoÄŸlu polisçe öldürüldü.cenazesinde battal’ ın annesi insaf ana ‘ya birisi neler hissettiÄŸini sorar : şöyle der insaf ana:’’ ah ki oÄŸlumun emeÄŸini eline verdiler,,meçhul öğrenci anıtı budur.,,( sivil denemeler kara s:65)
ne tesadüftür ki annenin  adı insaftır.insaf ana..ancak her zaman ve her yerdeki  gibi iktidarına karşı çıkana karşı  insafı yoktur devletin..tahammülsüz ve acımasızdır.
insaf ana  kara kamunun temsilcisidir.kara kamunun kara vicdanın karşınlar etiÄŸiyle konuÅŸur devrimci oÄŸlunun emeÄŸini görmüştür .bu kendi emeÄŸidir de yanı zamanda.oradan konuÅŸur : ‘’ah ki oÄŸlumun emeÄŸini eline verdiler !,,       
ece ayhan ın bütün kitaplarının başına koyduÄŸu manifesto  ÅŸiiri yort savul da geçen ‘’ nerede kalmıştık.tarihe aÄŸarken üç ağır yıldız
sürünerek geçiyor bir hükümet kuÅŸu kanatları,, dizelerindeki üç ağır  yıldız’ın iktidara karşı direniÅŸlerinden dolayı idam edilen devrimciler deniz gezmiÅŸ ,yusuf aslan ve hüseyin inan  olduÄŸunu öğreniriz .söyleÅŸilerinden..
yine bir ÅŸiir ve bir etik duruÅŸ hafıza oluÅŸturma adına.iktidarın kolluk kuvvetlerince sırf bu yüzden gazallar gibi avlanan devrimciler..her daim sürmektedir  sürek avı…

GÖRMEDİK!

1.  Avcılar gazalları öldürür Anadolu balkanlarında. Gazal kaçar yaralanmışsa, avcı kovalar.

2. Çilli gazal bir tebeşire sığınsın sözgelimi ya da bir dünya dergâhına. Avcı da dalar.

3. İki yeniyetme kara tahtayı siliyorlardır ya da çamaşırlarını çiteliyorlardır.

4. “Buraya giren bir gazal gördünüz mü?” der Åžahmârdân.

 5. Sınıftaki ya da avludaki gazallar; tarihten 1971 yaz ayları Çengelköyü’ne geliyoruz; “hayır” derler, “görmedik!”  
ece ayhan, bütün yort savul’lar)
   ve sonraki yıllarda da daha da ÅŸiddetlenerek sürer bu sürek avı. sürmektedir de…
   12 mart sonrasıdır.ülkenin devrimci gençleri 6 .filoyu protesto ederler.gençler bazı amerikan askerlerini denize atarlar ve çıkan arbedede ve   yine polis saldırısı sonucu bazı gençler denize düşerler.polis gençleri arar her yerde.o semtteki esnafa sorarlar : gördünüz mü görmedik.!.iÅŸte etik . gençleri ele vermemek için görmedik derler.ele vermememin ihbar etmemenin etiÄŸi…
ve 12 eylül sonrasında 17 yaşında devletçe yaşı büyültülerek idam edilen idam edilen erdal eren i de unutmaz ece ayhan .söyleşilerinde sıklıkla anar adını.
 bir direniÅŸ hafızası  oluÅŸturmak  bir anımsatmayı da biz yapalım : 12 eylül sonrasıdır.24 ekim 1983 ‘te gölcük askeri mahkemesi dört solcu hakkında idam cezası vermesine gerekçe olarak “ varlıkları ile yoklukları arasında ülke çıkarları açısından bir fark yoktur,, cümlesini kayıtlara geçirmiÅŸtir.
bir yazısında insanın iktidara karşı savaşı hafızanın unutmaya karşı savaşıdır diyordu milan  kundera.               ece ayhan ‘ın yort savul adlı kitabında  yer alan usta iÅŸi ÅŸiirindeki ÅŸu dizeler bu ülkede  ve her yerde yaÅŸadığımız bütün dönemleri ve durumları özetler :
                                ‘’ fakir kuÅŸ hiç unutmaz, kitapların yakıldığı yıldı
                                    kırk kapıdan birden  devletle  girdiÄŸini gördük
                                    baÅŸsız bir ta ver içindeki solgun süslü binicisinin,,
evet ama ‘aÅŸk örgütlenmektir bir düşünün abiler !,  
etiÄŸe iliÅŸkin bir durum  daha bu kez öznesi bir konsomatris. ‘’ 1969 da kayseri de Türkiye öğretmenler sendikası’nın (tös) olaÄŸan genel kurulu toplanmıştır.ülkücüler nizam-ı alem adına o salonu basmışlardır.sonra da kayseri sokaklarına dökülüp kimi kırtasiyeci dükkanlarını kitap da sattıkları için yıkıp kırarlar.o sırada ,geceleri pavyonda çalışan bir konsomatris ,kaldığı otelinden şöyle bir çıkmıştır kaldırıma .ülkücüler o konsomatrisi hemen kıskıvrak yakalarlar .-kaynakları genellikle köyler beslemeler olan konsomatrisler öylesine ezilmiÅŸlerdir ki ,kendileri 30-40 yaÅŸlarında olsalar bile 17-18 yaÅŸlarındaki müşterilerine abi derler.

-celine gibi ,insanın içyüzümü dehÅŸetle görmüş yazarların başında olan dostoyevski’nin suç ve ceza romanında ,zengin tefeci kadının kızkardeÅŸi elizabeta ‘sı vardır.solgun ,hayatta yoksulluktan öylesine ezilmiÅŸtir ki,kafasına indirilmek üzere kalkmış olan nacak karşısında ,içgüdüsel olarak bile kolunu kendini savunmak için kaldıramamıştır.)
    evet, ne    diyorduk ?
ülkücüler ,onu kıskıvrak yakalarlar ve ibret-i alem için orada çırılçıplak soymak isterler.konsomatris yalvarır : ‘’ aÄŸabeyler beni öldürün ama bunu yapmayın!,,( sivil denemeler kara)
         iÅŸte burada da bir etik çarpışması söz konusu.ne diyelim..ne diyebiliriz..‘’sözü ece ayhan’ a ve ÅŸiire bırakalım.
’ bu  kadınların ekmek kavgaları korkunçtur. Åžiddetin ve kötülüğün
kol gezdiği bir dünyada kelle koltukta çalışırlar.
Saçları bir sözle örülen ve bir sözle
çözülen kadınlar, sabahlara kadar dövülenler,
tekmelerle dövülmüş Dilhayatlar, kötü
caddeye düşmüş, yedi dala gerilmiş tazeler ve
diÄŸerleri…"Beni öldürün ama bana bunu
 yapma’yın abiler!" diyerek itlere yalvaran kadınlar.,,
açık atlas’ ta açan  kürt çiçekleridir.ki hala  yasaklıdır.yalnız  ortadoÄŸu da el altından satılan o atlas.ve hala sürgündedir.sürgündür.koparılmaktadır.her daim koparılsa da hafızalarda açmaktadırlar.ki uÄŸur kaymazdır.12 yaşında 13 kurÅŸunla evlerinin önünde babasıyla birlikte  öldürülmüştür.katilleri mi..serbesttir..ki uÄŸur karaşınların hafızasında hiç solmayacak bir karanfil  olarak yerini almıştır. 
‘’  meÅŸeler yapraklanınca bir tuhaf olurlar iÅŸte
    koparılmış kürt çiçekleri, hatırlayarak amcalarını
    azınlıkta oldukları bir okulda bile, sorarlar soru
    neden feriklerin ve eÅŸeklerin memeleri vardır?

ece ayhan söyleÅŸilerinde geçer ve açık atlas  ÅŸiirinin ilk ve asıl adı ‘’kürt çiçekleri,,dir.malum nedenlerle yayıncının  kaygısı ve itirazı üzerine deÄŸiÅŸtirilmiÅŸtir..
bir baÅŸka ÅŸiirinde kendi kendinin terazisi bir kambur ÅŸiirinde  yine iktidardan yaralanmışlardan bahseder ece.kurulu zulmün yetiÅŸtirme yurtlarında ömürleri heba olan çocuklardan. ÅŸiirden bir bölüm..

‘’beli ki kaçmıştır çok ağır cezalı bir çocuk
  kurulu zulmün yetiÅŸtirme yurtlarından
  çakıyla kazımıştır içerden kapısına
  kuÅŸ dillerinde olmaz bir helanın ÅŸahlığı mahlığı,,(kendikendinin terazisi bir kambur.s.22  
     kendini  bir  ÅŸairden  önce etikçi olarak gören  açık uçlu ÅŸiirleri ve yazılarıyla  edebiyata ÅŸiire karaşın bir bakış    kazandıran ece  ayhan üzerine ve  bir direniÅŸ hafızası oluÅŸturma adına  bir yazı nerde biter bilinmez .çünkü o da açık uçlu olacaktır haliyle. bu  hafıza oluÅŸturma  denemesinin de  karaşın tarihte bir fırça darbesi olarak hafızalardaki yerini alabilmesi umuduyla..
                                                                                                                                                                  sabahattin umutlu            
                  
           

            
   

                     
             



                

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

"hepimiz tehlikedeyiz" passolini

Kategoriler

Arkadaşlarım

Blogcu Yardım